6/03/2010

MEKÂNSIZ ŞEHİR İZMİT

Mekân kelimesi, Arapça kökenli bir isim-ad kelime olup TDK sözlüklerindeki anlamı ise: Yer, bulunulan yer; ev, yurt ve hatta eski gökbilim lügatçesinde uzay anlamına bile geliyordu.

Kelimenin Arapça türevleri arasında "kâne (idi), kûn (ol), imkân (olanak), imkânsızlık,kâinat (evren), kevn (oluş), tekvin (oluşturma, varetme)ve mümkün (olası, muhtemel)gibi kelime grupları yer alır.

Doğal olarak mekân, bizim aynı zamanda imkânımız ve imkânsızlığımızdır. "Hadi çay içelim"in karşığılında akla gelebilen ortak mekân algısı, bir şehrin yaşanabilirliğini ve aynı zamanda kendisinin de yaşadığını gösterir. Kendimize gelebileceğimiz, iş arasında veyahut iş çıkışlarında kendimizi dar attığımız mekânların olmamasının eksikliğini hissetmeyen ve bunu bir sorun olarak tartışmaya mevzu olarak sokmayan bir şehirden bahsediyoruz.

Evet. Kabul edelim ki şehir, Osmanlı'da cami merkezli ve çarşıları ve esnafı ile bir bütünlük arzeden resim idi. Bu resim, günümüzde şehirlerin giderek kentleşerek rengini soldurdu. Artık bir kentimiz var.

İzmit, artık bir şehir olmaktan çok kent. Bu şehrin hemşerileri yerine, kentlileri var. Cami, merkezi rolünü bankalara kaptıralı beridir bu böyle. Niçin bankalara kaptırarak böyledirin açıklamasını yapmak lazım. Osmanlı'da şehrin merkezinin cami olmasının anlamı, camiden başka yüksek değer ve boyda (yapıda) yapılaşmanın olmaması ile açıklanabilir. Ta 1950'lere kadar bu devam etti. Yani cami'den başkaca yüksek yapının olmaması. Yapıdaki yükseklik, değerlerdeki, caminin temsil ettiği değerlerdeki yüksekliği ifade ediyordu. Buna, manevi veya ahlâkî değerlerin yüksekliği de diyebiliriz. İşte bu yükseklik, yerini maddî gücü temsil eden bankalara (para) bıraktı. hal böyle olunca da şehrin kente dönüşmesi kaçınılmaz oldu.

"Hadi bir çay içelim"in derinlikli anlamını kavramayanların, bu yazının muradını da anlamayacakları aşikâr. Aşikâr olan bir diğer husus da, çayın nerede içileceğine dair verilecek cevabın üzerinde mutabakat sağlanıp sağlanamaması. Elbette çoktur çay içilecek yerler. Meselâ, Yürüyüş Yolu'ndaki sıralı cafeler... Meselâ, İzmit Lisesi yanındaki Cumhuriyet Parkı'nda bulunan cafeler... Onlara cafe deyişi bile uzun uzadıya bir tartışma konusu yapılabilir. Bu soruna gelmeden önce bir mekân eksikliğini gidermek lazım.

Kimi gençler, kendilerini Yalı Cami bitişiğindeki çay ocağında daha enfes hisseder; kimisi de Fevziye Cami avlusunda ve Halkevi'ne bakan yöndeki mekânda daha bir evinde hisseder. Yerde deyşimin sebebi, tahkir ve başkaca bir tazyif kasdı taşımıyor. Ancak, o mekânı ya da mekânları tarif ederken isimlerinin hatırıma gelmemesini vurgulamaya çalışıyorum. Belki sürekli el değiştirdiklerinden isimleri de değişiyor, vu bu da bizim isimlerini hatırlayamayışımıza sebep oluyor.

Örneğin Kartepe İzcilik ve Doğa Sporları Klubü gençleri ve özellikle Ömergiller, Yalı Cami bitişiğindeki çay ocağını tercih ederler. Ancak zaman olarak tekrar tasnif etmek lazım. Kartepe İzcileri zaman değişkenini gözönüne alarak haftaiçi 17:30 sonrasında çaylarını içip simitlerini yerken; kendilerini üniversiteli gençlik olarak görme ve gösterme telâşında olanların ise Yürüyüş Yolu'nun Endüstri Meslek Lisesi'ne yakın yerlere konumlanmış Cafeleri tercih ettikleri görülür.

İzmit Lisesi yanındaki Cumhuriyet Parkı içinde bulunan -cafe mi desem, çay ocağı mı desem bilemiyorum- 2 mekândan birisini bizzat İzmit Belediyesi işletiyor. Hizmetleri yönünden fena olmayan sözkonusu yerin müdavimleri, genellikle biraz daha sakinlik, huzur ve güven arayan ve yaş ortalaması 35-40 üzeri çalışan ve emeklilerinden oluşuyor. Görece olarak oturmuş bir müşteri kitlesi arasında kadın erkek eşit derecede yerini alıyor. Parkta bulunan diğer mekânın müşterilerinden yaş ortalamasının daha yüksek olması,kısmen tercih edilme nedenleri arasında sayılabilir.

Eski bir İzmit

MS 300 İZMİT




Yukarıdaki İzmit temsili resmini yapan: ONUR ŞAHNA

Üzerinde tartışılması gereken bir çalışmayı başlattığı için teşekkür ediyoruz kendisine...